FC Sion - Fenerbahçemiz

Uefa Avrupa Ligi Play-Off Turu İlk Maçında Fenerbahçemiz, İsviçrenin Sion takımıyla karşılaşacaktır. Herkesin mutlak galibiyet ve farklı sonuç beklediği karşılaşma Türkiye Saati İle 21:30'da Euro Futbol kanalından canlı yayınla izlenebilmektedir.
İsterseniz maç öncesi ufak bir analiz yapalım, hep birlikte;
Takım Kadroları
FC SİON
Vanins
Vanczak
Alioui
Paito
Mohammed
Chihab
Fermino
Dominguez
Serey
M’Futi
Mpenza
Teknik Direktör: Didier Tholot
FENERBAHÇE
Volkan
Gökhan
Önder
Lugano
Roberto Carlos
Kazım
Cristian
Emre
Dos Santos
Semih
Güiza
Teknik Direktör: Christoph Daum
STAT: Cenevre
HAKEMLER: Dainel Stalhammar, Magnus Sjöblom, Joakim Flink (İsveç)
YAYIN: Euro Futbol
SAAT: 21.30
FC Sion, 1909 yılında İsviçre'nin Sion şehrinde kurulan ve şu anda İsviçre Birinci Ligi'nde mücadele eden futbol kulübüdür. Maçlarını, 20.187 koltuk kapasiteli Stade Tourbillon stadında oynar.
Başarıları
- İsviçre 1. Ligi
- Şampiyon (2): 1992, 1997
- İsviçre Kupası
- Şampiyon (10): 1965, 1974, 1980, 1982, 1986, 1991, 1995, 1996, 1997, 2006
Çakmanın yeni adı: Nokla E81

Çinliler yeni bir çakma telefon ürettiler. Üstelik ismi de Nokla E81.
Arka yüzü ayna olarak kullanılabilen döndürülebilir tasarımlı bu ilginç telefonun tuş takımı alt bölümde bulunuyor ve ekran döndürüldüğünde ortaya çıkıyor. Küçük bir telefon olan ve normal telefonların yarı boyutunda olan bu 'çakma Nokia', 240x320 piksellik bir ekrana sahip. GSM şebekelerine destek veren ürünün 3G özelliği ise bulunmuyor.
Kare formundaki telefonun toplam ağırlığı ise 65 gram. MP3 desteği ve FM radyo gibi özellikleri bulunan Nokla'nın E810 modelinin fiyatı açıklanmadı.
Teşekkürler
Bugün interneti olan her Fenerbahçe taraftarı gibi eve gelince resmi sitemiz www.fenerbahce.org 'u açtım.Belki bir transfer,sakatlık,olay olmuştur,son antrenmanda neler olmuş diye.Karşımda ise index'te açılan ve benim Fenerbahçemin,artık haftasonu eğlencesine dönüştüğünü ve modern futbolun kapitalist pençesine kapıldığını anlatan bir resim vardı.
Resimin büyük halini görmek için buraya Tıklayın!
Ne olmuş? Allah Allah ne kadar büyütüyosun diyebilirsiniz.Halbuki bu artık milyonlara ,dağdaki çobanından şehirdeki fabrikatörüne hitap eden bir futbol takımının bir şirkete dönüştüğünün resmiydi."Heralde..." dedim "Seni spor kulübü olarak gören bir tek biz,taraftarların kaldık..." Çünkü bu lafı ispatlamanın birkaç çeşit yolu daha vardı.Örnek mi:Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sayın Aziz Yıldırım;seçimlerden önce,genel kurul toplantılarında,divan kurulu toplantılarında,televizyok kanallarında ne diyordu."Fenerbahçe'nin borcu yok."Bunu ispatlarcasına Denetleme Kurulu 180 milyon 216 bin 452 Lira borcumuzun olduğunu,362.7 milyon Lira alacağımız olduğunu söyledi.Birde yüklü miktardaki bütçemiz vardı ve buna kombine,forma parası eklenmemişti.Yani işi endüstriye dökünce durumumuz Süper Lig ve diğer liglerin ilk 5'e oynayamayan takımlarına göre çok iyiydi.Ne borcumuz vardı ne sıkıntımız.Transferler yapıldı,yıldız sözü tutulmadı taraftar eyvallah dedi.Honved maçı oynandı 33 TL'ye taraftar tam oh diyordi ki Sivasspor maçında 55 Lira'lık kale arkası tribünü gördük karşımızda.Anadolu'daki kalbi Fenerbahçe için çarpan,köyden akrabasını ziyarete gelen yada il dışından sefer düzenleyen bir grup maça gelebilsin diye kombine çıkarılmayan tribün,gidiş dönüş parasından pahalı olmuştu...
Halkın takımı,köylünün de CEO'nunda takımı artık sadece CEO'nun takımıydı.Halbuki ne borcumuz vardı,ne paraya ihtiyacımız.20 Lira'ya tribünü doldurmak yerine 50 Lira'ya 100 kişiye oynayacaksın.Futbolcu hiç demoralize olmayacakmı?Düşündünmü? demek istedik ama huylu huyundan vazgeçer mi?Önce ;tribüne gelen,her maç stadı hınca hınç dolduran taraftara ceza verir gibi biletlere zam yaptın.Taraftar 29 Lira'ya dekoder alırım deplasmanımıda izlerim der oldu artık.Sonra her sene Fenerium'a gidip alışveriş yapan taraftarı cezalandırmak ister gibi 3-4 sene evvel 55 Lira olan formayı 89 Lira yaptın.Üşümesin ve stadta sarı lacivert olsun diye mont alıcaktı,180 Lira yaptın.Yani taraftarın kulübü için yapacağı kısıtlı şeyleri hemde kriz döneminde ne hale getirdin.Şimdi bir baba düşün istiyorum senden.Ama senin gibi değil tabi.Senin tam tersin.690 Lira ile geçiniyor,eşine ve çocuğuna bakıyor.Çocuk gelmiş 8 yaşına...-Baba.......Beni bu haftaki maça götürseneBaba bilmiyor;-Götürürüm diyor. Yarın bilet gişesine gidiyor-Fener maçına 2 bilet-110 Lira abi-Yok ya,2 tane istiyorum-Tamam abi işte,2 bilet zaten...İyide nasıl olur ki.Çocuğunu maça götürse bir dert götürmese ayrı dert.Geriye kalıyor 580 Lirası...Yutkunuyor ama geçmiyor o tükürük boğazından...-TeşekkürlerVay be!Koca bir Vay be! Teşekkürler başkanım dedi.Tribünden iti kopuğu ayırmaya çalışmışsın...Teşekkürler bende giremiyorum.İyi seyirler patronum,iyi seyirler hali vakti yerinde olanlar.Dert etmeyin Fenerbahçesini çok seven biricik oğlum gidemiyor ama kim bilir belki birkaç sene sonra kale arkanızda şampanya tokuşturursunuz...
Bu konuya başlık atarken çok düşündüm.Yazımın sonunda atıyim dedim.Dile kolay 55 Liralık başlık atıcaktım.
Ali Can Aloğlu
Liseli Genç Fenerbahçeliler
Fenerbahçe 3 - 0 Sivasspor

Sezonun Kadıköyde oynanan ilk lig maçıydı. Çoğu kişi tatilden dönmüştü, fakat eksiklikler de yok değildi. Maçtan önce yine Lise GFB olarak erken toplandık, hasret giderdik, makaramızı yaptık. Herşey iyiydi, güzeldi. Memleketinden dönmeyen kardeşlerimiz de olsa, eksikliğe rağmen gelenlerin sayısı az değildi.
Maç öncesi toplanıp yürüyüşe başladık Kadıköy semalarında. Karnımız aç sesleri yükselmeye başlayınca, anlaşmalı yemek yerimiz " Zurna Dürüm'ün " yolunu tuttuk hep beraber. Mideyi dolduran ve açlık hissettirmeyen, makaralarla daha da bir lezzetlenen dürümler yendikten sonra derneğe gitme vakti gelmişti yavaştan. Yemeği yiyen herkeste bir canlılık söz konusuydu, bunu değerlendirmemek olmazdı :)
Yemek salonundan çıkıp toplandıktan sonra, " Genç Fenerbahçeliler " sesiyle inliyordu yine altıyol. Kenan Evren Lisesine kadar bestelerle devam ettik yolumuza. Yeni toplanma yerimizden sonradan gelenleri aldıktan sonra derneğe doğru gidiyorduk. Tribünde bu senenin anlam ve önemini belirten " Efsane Döndü, Eski Yerine, Genç Fenerbahçeliler Maraton Üstte. Mikrofon Değil, Erkek Sesiyle. Koymuşum üçlüsüne, desibeline " bestesini söyledik derneğin girişinde.
Abilerimiz kardeşlerimiz hepsi oradaydı neredeyse. Selamlaştık, özlem giderdik. Maça girme vakti gelmişti. Hep birlikte stada doğru giriş yapıcaktık. Sonunda beklenen an gelmişti, tribündeydik. " İnandık size bu sene " bestesiyle giriş yaptık.
Maç saati yaklaştığında, yeni sezonda tüm tribünün emeğiyle yapılan sopalı bayrakların tribüne girme vakti gelmişti. 10 kardeşimizle beraber aşağıdaydık, bayraklar için. Çok güzel bir atmosfer yaratmıştı gerçekten bayraklar. " Fenerbahçe bayrağının gölgesi bize yeter " dedik. Yeterdi, artardı belki de. Bir anlık değil, ömürlük sevgiydi Fenerbahçe sevgisi. Gönüllere taht kurmuş, kazınmıştı adeta.
Başka bir etken " Sefa ağabeyimizdi. " Herşeyden çok, onunla aynı tribünde olmanın heyecanını uzun zamandan sonra yaşamanın tadı bir başkaydı. Herkesin gözlerinin içi gülüyordu. Abi oradaydı, yanı başımızda.. Özlediğimiz sesinin yankısı, bakışlarının sertliği ile. Herşeyden öteydi Abimiz. Kocaeli GFB'nin de söylediği gibi " Feneri doğuştan, Tribünü senden sonra sevdik Reis ". İnşallah her zaman yerinde, yanı başımızda olursun Reis. Seni bizden ayırmaya çalışanlar utansın, ama bilmezler ki hep beraberiz, kardeşlerin hep seninle.
Maçın ilk yarısının nasıl geçtiğini anlamamıştık, kendimizi kaptırmıştık maçta. Beklenipte gelmeyen gol sinirleri bozmuştu, ama hırs sebebiydi. Herkes daha bir coşkuluydu 2. yarı. Beklenen tribünün geldiği sinyalleri veriliyordu. Telsim'in bizlerle uyumu, umut vericiydi cidden.
Maratonda ki olan uyumu ise kaleme almaya gerek yok, kusursuzdu.
Kazım'ın golünün ardından, Emre'nin korneri maçı koparmıştı. Bizleri de tabi ki :) Maç ve tribün bir şova dönmüştü artık. Yeni transferlerden Dos Santos'un muhteşem " yılın golü " dedirten o pozisyon ve ardından gelen gol 90+1'de fileleri tekrardan havalandırmıştı.
Maç sonunda takımı çağırıp onure ettik, bağrımıza bastık. Helal olsun çocuklar, her zaman böyle oynamanız dileğiyle. En kötü günümüz dün gibi olsun. Bu atmosferin, ortamın oluşmasında pay sahibi herkese teşekkürler.
Haftaya Diyarbakır deplasmanı var, durumlar ne gösterir bilemeyiz ama şimdiden takımımıza başarılar dileriz.
Biz O Kadar Lüks Değiliz Başkanım..
Yeni sezon bilet fiyatları açıklanmış. Siteye giriyorum ve bakıyorum. 55 TL ! Tamı tamına 55 TL ! Aman Allah'ım. Şaka olmalı. Ne yaptın başkanım ?! Bu kriz döneminde 55 TL vermek kolay mı sanırsın. Sen anlamazsın asgari ücretle çalışan insanı, içi Fenerbahçe aşkıyla yanan insanı, oğlunu maça götürmek isteyen babayı. Senin cebin doluyor ya, gerisi önemli mi.
Fenerbahçe'yi halk takımı olmaktan çıkarıyorsun başkan, sosyete takımı yapıyorsun. Olmuyor başkan, biz bir bilete 55 TL verecek kadar lüks değiliz. Kusura bakma başkanım, cebimiz seninki kadar dolmuyor. Biz sıradan bir insanız.
Fenerium'a forma almaya gidiyorum, Fenerbahçe'me katkım olsun istiyorum. Tamı tamına 89 TL ! Nedir bu başkanım ? Yanında Çeyrek altında veriyor musunuz ? Aklıma gelmişken geçen ıslak mendil aldım 1 TL'ymiş , çok şaşırdım başkanım
. Ya kale arkasında bizi bekleyen lüksler neler ? Su 1.5 TL, Sandwich 16 TL. Maça gidiyorum, resmen darbe yiyorum başkanım.
Bir babanın oğlunu maça götürememesi ne demektir biliyor musun başkanım ? O çocuğun yüzündeki üzgün ifadeyi anlar mısın başkanım ?
Sitede açıklama yapmışsınız bir sürü. Diğer takımlar vermiyor mu onları, bir tek bizim kulüp mü veriyor başkanım ?
Ali Koç biletlere indirim gelecek demişti, teşekkürler başkanım çok güzel indirdiniz. Bize darbe indirdiniz.
Şimdi sorum tabiri caizse Aziz Yıldırım aşıklarına, sizi at gözlüğüyle destekleyenlere, sizi Fenerbahçe'nin önüne koyanlara, hala destekliyor musunuz Aziz Yıldırım'ı ? Aziz Yıldırım başkanlığından itibaren başarı olarak diğer takımlara göre ne yaptık ? Sorarım size. Gözünüzü açın artık. Stad, Samandıra için teşekkür ederiz, fakat biz başarı istiyoruz.
He birde verdiğin üst üste 3 şampiyonluk sözü var başkanım. Pek güvenemiyoruz maalesef sana.
Korktuğum şeyde bu sene şampiyon olursak seneye bilet fiyatları ne olur düşünemiyorum başkanım.
Allah cefa çeken Fenerbahçe aşıklarının yardımcısı olsun.
Melih Genç.
Liseli Genç Fenerbahçeliler
Yok Artık Aziz Yıldırım !
Yazımı edep sınırlarında yazmakta ne kadar zorlansamda, öylesi gerektiğinden kemerleri sıkıyoruz. Bu deyimi, bu yazı içerisinde çok kullanacağız gibime geliyor ya, hadi hayırlısı.
Önce resimleri konuşturalım isterseniz,
2004 Konyasporla oynanan lig maçının bileti;
2006 yılı B36 TORSHAVN karşılaşmasının bileti;
2007 Yılı yine Konya maç bileti buyrun;
2008 Yılında ise %90'a yakın zam yapılıp 25 TL olan biletlerin fiyatı 44 TL olmuştur. Stadın boşluğu bu kadar göz önündeyken 2009 yılında kale arkası biletlerin fiyatlarını tahmin edelim mi hep beraber ?
30 TL mi ? - Hayır
40'tır o zaman ? - Malesef.
Geçen sene ki tarife mi 44 yani ? Cık bu da değil.
Yuh artık 50 mii :| ? Şaka yapmıyoruz 50'de değil;
Tam tamına 55 TL. Asgari ücretin 566 TL olduğu bir ülkede normal bir lig maçını 55 TL yapmanın mantığı nedir ?
Allah bize sabır, A.Y'ye akıl versin. Gazamız mübarek olsun, cümleten geçmiş olsun.
Yeni sezonda, Kadıköy iskelesine elveda..

Bizim için büyük anlam ifade ederdi Kadıköy İskelesi,
Şu gözü kör olası Metrobüs orayıda bitirdi, iyi mi ?
Ne günlerimiz, ne mevzularımız, ne makara muhabbetlerimiz geçmişti orada. Şimdi salon maçlarında ve diğer sivil organizasyonlarda beraber olacağız. Deplasmana giderken, Maratona geçerken artık göremeyeceğiz seni, içimizden biri iskele..
Kimler geldi, kimler gelip geçemedi ey iskele. Boş olduğunda bastılar g*tleri kalktı, biz gelince vapurdaydı delikanlılıkları. Biz unutmadık, sende unutma yâr iskele. Biz unutmayacağız, sende unutma ey iskele..
Bazen geldik, 5 kişiydik. Gülüp geçmedin iskele, halden anlardın sen. Bazen 250-300 kişi geldik. O zamanda mütevaziliğin üstündeydi, kibar bir gülümsemeyle karşılardın bizi.
Bazen bestelerimize eşlik ederdin, bazen sadece dinlemekle yetinirdin. Bazen kızardın bize, bizde kendimize kızardık ne yapıyoruz diye. Ama genciz be iskele, kanımız kaynıyor anla işte.
Neyse, artık Kenan Evren Lisesinin önündeyiz iskele.. Geçerken uğramayacağız sadece, hep seninleyiz yanındayız.
Fenerbahçemiz - Sivasspor // T.S.L 2. Hafta Karşılaşması

Fenerbahçemiz, Turkcell Süper Ligin 2. hafta maçında, Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadyumunda, Sivasspor ile karşı karşıya gelecek. Kombine kartı olmayan üyelerimiz Migros Kale Arkası tribünde yer alacaktır. Bilet fiyatı 44 TL'dir.
Avrupa Yakası
Saat: 17:30
Toplanma Yeri: Edirnekapı Metrobüs Durağı
Anadolu Yakası
Saat: 18:00
Toplanma Yeri: Kenan Evren Anadolu Lisesi Önü
İrtibat;
Emir Bağdatlı
0531 361 65 33
emir@lisegfb.com
Deplasman Otobüsü | İlk hafta İlk deplasman
Hani derler ya " Sözün bittiği yer " diye; Sözün bittiği yerdeydik dün gece. Fener uğruna bazen 3 bazen 300 kişiydik ya, yine o zamanlardandı dün gece. Maç belki 90 dakika ama biz onu ömürlük yaşıyoruz, her maçın havasına 1 hafta önceden giriyoruz, yine öyle olmuştu tabi ki. Maçtan 2 gün öncesinden hazırlıklara başladık, pankart olsun, davul olsun. Bizimle gelecek kardeşlerimizle görüşüyorduk, tabi gelmek isteyenlerle de.
Akıl mantık el vermeyen Denizli yönetiminin 100 TL bilet tavrı, en çokta öğrencileri vurdu herhalde. 100 TL de olsa, elimizi kolumuzu bağlasalarda, bıkmadık bıkmayacağız, yılmadık yılmayacağız, yıldıramayacaklar. Bilet fiyatları belli olmadan önce konuştuğumuz kardeşlerimiz, fiyatı öğrenince vazgeçtiler doğal olarak. Yine de Lise GFB orada olmalı dediğimiz karşılaşmaya, Allah'ın izniyle gitmiş bulunduk tam 4 kişi.
Önce salı pazarında toplantık her deplasman öncesi olduğu gibi. Tanıdık simalar gelip gitmeye başlıyordu. Abilerimizle halı sahada oturup gelenleri beklemeye başladığımızda muhabbet başlamıştı bile. Her telden estiriliyordu, gülüşmeler eşliğinde.. Otobüslerin geldiğini gördük ve başladık toplanmaya. Toplam 2 otobüs vardı, bunda en fazla yine bilet fiyatlarının etkisi vardı. Hazırlandık, yola çıkmaya hazırdık.
Saatler 02:30 civarında Salı pazarından hareket ettik. Yolculuk sessiz başlamıştı ama Nuri abimiz olunca gülmek, susmak mümkün müydü. Yeni melodilerle, olması düşünülenlerle ve eskilerden muhabbet başladı sarmaya. Verilen molalarda bile zor ayrılıyorduk koltuktan, öyle tutulmuştuk hani
Ama en sonunda yorgunluğun belirtisi bizde de görülünce, düştü kafalar omuzlara, dalındı deplasmana gidiş uykusuna.Yol konuşmalarla makaralarda güzeldi, uzun olmasına rağmen. Pamukkale civarında emniyet yüzünden durduk. Kahvede önce tavlamızı attık, yerlisiyle muhabbet ettik. Ardından gölge bulup dinlenmeye çekildik. Denizli GFB'den kardeşlerimiz geldi, özlem giderdik. Deplasmanın en güzel yanlarından biride buydu herhalde. Hasret duyduğun, abilerin kardeşlerin..
Gitme vakti gelmişti. Otobüs hareket ettiğinde sarhoş melodisini söylemenin güzelliğini yaşıyorduk otobüs olarak. " Fenerbahçe bayrağının gölgesi bize yeter .. " Arama noktasında, tek tek otobüs ve kişiler arandıktan sonra Denizli stadına giriş yaptık. Tribün olarak az da olsak elimizden geleni yaptık, sesimizi duyurduk.
Maçtan çok, olay olan konu ise elektrik kesintisiydi. 100 TL verdik, adeta karanlığa geldik. Ama ışıklar yanınca horozları kesicektik, aksi düşünülmezdi. Bir anlık duraklama ve makaranın ardından, maçın iptal olabileceğini öğrendik. Allahtan o anda ışıklar yandı ve maç başladı. Tribünde ki az-öz durumu devam etti. Güzel bitirip, güzel ayrıldık.
Otobüslere bindik maç sonunda. Kendini bilmez birinin attığı taş camın tek tarafını indirsede otobüsten inildiğinde gecenin karanlığında görüldüler. Yola devam edildiğinde galibiyetin ve maçın güzelliğiyle derin bir uykuya daldık adeta. Deplasmanda çorba içtik, kuru pilav yiyemedik bestesi aklımıza geldi, yemek yerine geldiğimizde. Sonra otobüse binildiğinde, kafamızı kaldırdık bir bakmışız İstanbuldayız, saatler 12:30'u gösteriyordu.
Herşeye rağmen çok güzel bir deplasmandı, Diyarbakır olmadı, Bursa'da görüşmek üzere.
Liseli Genç Fenerbahçeliler
Deplasman Otobüsü | Kupa Finali İzmir
Kupa hasretine son vermek istiyorduk, canımıza tak etmişti artık. Kimimiz evinden, kimimiz okulundan kaçıp geldi. Ama Fenerbahçe uğruna bir şeyler yapmaksa her türlü zorluğa katlanmaktır boynumuzun borcu.
Salı gecesi toplanmaya başladık Salı Pazarı’nda yüzlerce insan onlarca otobüs kalktı peşi sıra, ardı arkası kesilmeden. Feribot’la Topçular’a vardıktan sonra yaklaşık 6 saat sonra İzmir’e vardık. Bornova girişindeki Polis kontrolleri sonrasında stadyumun önüne geldik. İzmir sıcağını hissettik. Kimisi sahilde, kimisi bulduğu bir ağaç gölgesinde yorgunlukla uyuyup, maç saatini bekledi..
Maçın başlamasına yakın içeriye girmek üzere uzun kuyruklar oluştu stadyum girişinde. İstanbul olarak bizlerde Kapalı tribünde yerimizi alarak takımımıza destek verecektik. Sırasıyla girdi herkes tribüne.. Ardından yeni melodiyle uyum sağlayan Ananı seveceğiz İ.ne Beşiktaş bestesini söyleyerek tüm stadyuma yaydık. Amigo Yücel ile Açık tribün ve karşımızdaki numaralı tribünün Orası Bjk bestesi maç öncesinde herkesin yüzünü güldürüp, Atatürk Stadyumunu inletti. Sonrasında İnleyen nağmeler..
Maç başlamasına yakın Haydi Şimdi Bütün Eller Havaya FENER Geliyor, Beşiktaş’a Koymaya.. bestesi hep bir ağızdan söyleniyordu. Tribünlerede genelde hakimdik ancak maça ilk on birde oynayan kalecimizle değil, yedek kalecimizle başlayacak olmamız hepimizi tedirgin ediyordu. Maç boyunca yediğimiz goller, maç öncesi yapılan yorumları boşa çıkartmadı. Tribünler ise golü getirdi diyebiliriz. Saldırsana Kanarya diyerek! Ancak onca seneye bir sene daha eklemeye engel olamadık ya. Ne fayda?.. Volkan’ın hatalarına engel olamadık ya. Aragones’in ruhsuzluğuna daha önceki hafta Bjk İnönü Stadyumunda galip gelen kadroyu bozmasına hangimiz anlam verebildi ki?.. Her neyse Kupa Hasretine son vermeye gittiğimiz İzmir’de bir kez daha elimiz boş dönüp, hüsrana uğruyoruz. Dönüş yolunda moralsizlik ve yorgunluk bir arada olunca herkes gözlerini İstanbul’da açıyor.. Saat 07:30 gibi evlerine üzgün şekilde dönüyorlardı.. Her şeye rağmen son sözümüz ; ‘’ FENER Sevgisinin Adı Konamaz. Ne Kupa Büyüklüğü Ne Şampiyonluk ‘’
Bir sonra ki deplasmanda görüşmek üzere..
Deplasman Otobüsü | İnönü
Şampiyonluk heveslerini yarınlara bırakmaya hazırlanmaya başladık, Perşembe gününden çıkan biletler için Çarşamba gecesinden yoğunluk olur endişesiyle sabahlayan arkadaşlarımız hiç olmadık bir durumla karşı karşıya kalmışlardır. Takımın kötü gidişatı nedeniyle seyirci-taraftar farkı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda maç günü bilet satışları yaşanmış, tribünümüzde ufak tefes boşluklar göze çarpmıştır.
Maç günü ise erken saatlerde toplanmaya başladık Kızıltoprak'ta bulunan eski dernek binasının önünde. Geçtiğimiz günlerde rahmetli olan merhum Necmi Gülümsel ağabeyimiz için Kızıltoprak Zühtüpaşa Camii'nde Öğle Namazı'na müteakip bir mevlid düzenledi. Mevlidin ardından Kızıltoprak'ta söylenen besteler ve yapılan makaralarla zaman geçirerek saat 16:00 itibariyle abilerimiz tarafından tahsis edilen motora binmek üzere Kızıltoprak Tren İstasyonundan, Haydarpaşa'ya geçip, motora bindik.
Motorda söylenen besteler ve yapılan makaralar görülmeye değerdi. Kabataş İskelesine yaklaştığımızda ise İnleyen Nağmeler eşliğinde geldiğimizi hissettirmeye başladık. Avrupa Yakasından gelenlerle birlikte Kabataş İskelesinde güvenlik güçleri nezaretinde bir süre bekletildikten sonra İnönü Stadyumuna girmek üzere besteler eşliğinde yürümeye başladık. Bjk taraftarlarıyla yaşanan bir iki sürtüşme dışında içeri girene kadar her hangi bir sorun yaşanmadı.
İçeri girdiğimizde ise yapılan atışmalar, karşılıklı besteler işin eğlenceli tarafıydı. Takımımızı tribünlere çağırıp, '' Yenilsen bile, maçın sonunda. Sırılsıklam olsun, O forma! '' diyerek bu maçın ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirmeye çalıştık. Maçın başlamasına kısa bir süre kala şehitlerimiz için bir pankart açıldı tribünde. Bizler maç boyu takımımıza destek olmaya çalışırken Bjk tribünleri aksine birbireriyle sürekli kavga halindeydiler. Bunun sonucunda desteğimize karşılığını Guiza'nın golü atıp, ilk yarı skorunu belirlemesiyle aldık. İkinci yarının başında gelen 2. golümüz ise Genç Fenerli Şemih Şentürk'ten tribünlere selam oldu. Desteğimiz ve coşkumuz adeta iki katına çıkarak İnönü'ye hakim olmamıza yetti. Ardından şampiyonluk hevesi kursağında kalan Bjk taraftarına '' Şampiyonluk yarınlara kaldı.. '' diyerek, elbet bir gün olacaklarını ama her zaman yarınlarda kaldığını hatırlattık. Son 15 dakikada yediğimiz gol biraz stresli anlar yaşamamıza neden oldu ancak girdiğimiz ani bestelerle hem sahada hemde tribünde galip geldiğimizi kanıtlayıp, maçı hakkımızla alarak hafta içinde çıkan dedikodulara kapak yapıp, kolpa basına latifede bulunduk.
İzmir'de görüşmek üzere..





